Ay’a Zıplayan Kedi

Please wait while flipbook is loading. For more related info, FAQs and issues please refer to DearFlip WordPress Flipbook Plugin Help documentation.

Ay'a Zıplayan Kedi

İŞTE CENNET BURADA ADLI ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Işıklı, yuvarlak ve komik. Ayrıca uzakta ve tüm kedileri içine alacak kadar kocaman. Patiş’le Çilli’ye göre cennet böyle bir şeydi ve ilk kez yakından gördükleri dış dünyada bu tanıma uyacak bir yer arıyorlardı. Bulamadılar.

Birkaç kez epeyce heyecanlanmalarına neden olacak bazı yapılar gördüler ama bir yanları hep eksikti. Ya yeterince ışıklı değillerdi ya köşeleri vardı ve komik görünmüyorlardı ya da küçücüktüler.

Dakikalar dakikalara, saatler saatlere eklendi. Gökyüzü daha da parlaklaştığı kısa bir sürenin ardından ağır ağır koyulaşmaya başladı. Bu sürede kardeşler bazı insanlardan kaçtı, arada çöplerden karınlarını doyurdular, bazen kuytu bir köşeye sinip etrafa çaresizce baktılar ve hep ama hep aradılar.

Koca binaların arasında biçimsiz mavi bir göz gibi görünen gökyüzü iyice karardığında “Geriye dönsek mi?” diye sordu Çilli.

Patiş cevap vermedi. Morali çok bozuktu. Cennetin uzakta olduğunu bilse de ona mutlaka ulaşacaklarına inanmıştı. Oysa insan zamanına göre on iki saat, kedi zamanına göre on iki gün süren arayışları tamamen boşunaydı. Cennete yaklaşamamışlardı bile.

Çilli bu kez “Belki de annemiz kömürlüğe dönmüştür” diyerek şansını denedi. Ona kederli gözlerle baktı Patiş. “Sanmam” dedi.

“Ya döndüyse?” “Kabul edelim Çilli, annemiz de Çeyrek gibi cennete gitti. Bunu sen de benim gibi kalbinde hissetmiyor musun?” Bu kez suskunluk sırası Çilli’deydi. Küskünlük nedeniyle değil, hayır, bir tür kabullenişti bu. Kardeşinin iddiasının gerçek olduğunu biliyordu.

Hem de sadece şimdi değil, annesi yanlarından son kez ayrıldığı anda bile bunun son gidişi olduğunu sezinlemişti sanki. Böylece aklına gelen tek olasılığa sarıldı: “Ya Abidin halen bizi bekliyorsa?” Patiş kendini arayışa öylesine kaptırmıştı ki fareyi neredeyse unutmuştu. “Doğru” dedi.
“Sahibi gelmemişse çok yalnız hissediyordur.” “Epeyce de acıkmıştır” diye atıldı Çilli. “Haklısın. Az ilerideki ara sokakta kocaman çöp bidonları görmüştüm. Oradan yiyecek bir şeyler bulup Abidin’e götürelim.” Patiş’in söylediği yere doğru yürümeye başladılar.

Çilli aklına o anda gelmiş gibi “Kömürlüğümüzü tekrar bulabilecek miyiz sence?” diye sordu.

Sonraki makale

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*