Sayın Sihirbazın Kitabı

Please wait while flipbook is loading. For more related info, FAQs and issues please refer to DearFlip WordPress Flipbook Plugin Help documentation.

Sayın Sihirbazın Kitabı

Sayın Sihirbaz ve asistanının tüm okulun karşısında gösteriye çıkacakları gün yavaş yavaş yaklaşıyordu. Fakat derslerin son sınavları başlamıştı. Prova sayılarını seyreltmişlerdi fakat düzenli aralıklarla devam ediyorlardı. Bugün iki sınavları vardı sınavlardan sonra gösterileri için tekrar soluksuz çalışmaya başlayabileceklerdi. Eymen ve Ecrin kahvaltılarını yaptıktan sonra okul için yola çıktılar. Evinden ilk çıkan Ecrin oldu. Hemen ayakkabılarını giyip Eymenlerin ziline bastı. Çok geçmeden kapı açıldı. Eymen annesinden şans öpücüğünü aldıktan sonra ayakkabılarını giydi. Yeniden okul yolundaydılar. Yürürken Türkçe sınavı için tekrar yapıyorlardı.

“... sen de varlıkların verilişine göre isimleri söyle bakalım.” dedi Ecrin. Eymen hiç düşünmeden söze başladı. Çalkantının rahatsızlık veren yanları da vardı. Emirhan ve tiyatro ekibi afişleri gördükleri andan itibaren huzursuzlanmıştı. İki tane beşinci sınıf öğrencisinin kendilerinin önüne geçmelerine izin vermeye niyetleri yoktu.

BUZ DAĞI GÖRÜNÜYOR

Eymen ve Ecrin o gün okuldan döndüklerinde ailelerine güzel haberler vermişlerdi. Güzel geçen sınavlarını bir cümle ile geçip uzun uzun okula asılan afişlerden söz etmişlerdi. Hele Ecrin, tekrar tekrar fotoğraflar hakkında, afişin gökkuşağı gibi renkleri hakkında, afişleri gören arkadaşları hakkında yorumlar yapmıştı. Ecrin'in anlatımları Eymen'in gelişine kadar neredeyse aralıksız sürmüştü. Vakit ilerlemeden Ecrin'in odasına çekilip yeni gösterileri için kolları sıvadılar. Eymen kolunun altındaki kitabı gösterip, “Yeni numarayı seçtim.” dedi. Ecrin odasının kapısını kapatıp koltuğa oturdu.
“Tamam, anlat o zaman.” diye karşılık verdi.
Eymen kitabın sayfalarını teker teker açıp işaretlediği bölüme geldi.
“Öncelikle biraz sulu...”
“Hah ha ha, mayomu giyineyim mi?”
“İşi sulandırma Ecrin.”
“Sen 'sulu' dedin ama.”
“Tamam, dinle şimdi. İlk önce bize bir bardak ama şöyle gösterişli, içi görünmeyen bir bardak lazım. Ecrin, oturduğu yerden etrafına bakındı.
“Sanırım odamda gösterişli bir bardak yok. Bekle...” deyip hızla odadan çıktı.
Birkaç dakika sonra dönen Ecrin'in elinde gümüş bir bardak vardı.
“Bu olur mu?” diye sordu.
“Güzel olur. Ne çok büyük olacak ne de küçük.
Tamamdır. Şimdi ikinci kısım, kuru buza ihtiyacımız var. Bir kap içerisinde kuru buz getirmen lazım.”
“Dondurma siparişi verdiğimizde erimesin diye paketin altına kuru buz koyup yolluyorlar. Annem onları buzlukta tutuyor. Ama teker teker söyleme. Listenin tamamını söyle. Git gel yaptırma bana.”
“Dur o zaman, önce malzeme listesini toparlayalım sonra gidip alırız.”

Sonraki makale

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*